ŞİİR YAŞATIYOR: HAKAN SAVLI

                                                                  (1965-      )

 

      GÜL

 

hece hece öğrendi dalgalardaki dili akşamın eşsiz kalbi

güleç yunuslar geçti… götürdüler eski bir yosun panayırına

ablaların bir yaz diye bağlandığı o

eksiklikleri

sen beni düşlerimin yanında buldun

bu bir gül sana… arkadaş oldum

sessizlik adında bir çocukla

 

o çocuk sazanların yuvalarında

sevdiği kızın

gülüşünü izlerdi

gurbet

anlattı bunu kırlara uyanınca

küçük yağmur ormanda kaybolmuştu, bir dilenci

kuş dansları öğretti o ağlayınca

 

ölü bir cüceyi bile boyadı bahar

 

seni sevdim sokaklar aklımı çeldi

balıkkız kekemeydi sevmek tenini buldu sen elimi tutunca

 

bu bir gül sana pelin

 

sokak çocuklarının uykuları renginde

yağmurun bittiği yerde usulca                                     

 

                                                                                                       mart 95    

                                                                                                    (Köpükler)

 

Bir anım…

 

Yıl 1999. İki kafadar İstiklâl’de esrik vaziyetteyiz. Şair ve şiirini tanıtalım sohbeti… II. Yeni şairlerinden Süreya, Cansever ve Uyar. Peki “III. Yeni”den de tanıtsak!… Hakan Savlı ve Bejan Matur.

Birkaç gün sonraki cumartesiye hazırlanmış sunum yapacaktım. Yer taksav’ın bir odasıydı ki kalabalık sayılırdı. Savlı ile Matur’dan bahsederken bu şairler için işin bu kısmını araştırmadan etmeden lll. Yeniciler deyiverdim. Böyle bir akım, çizgi var mıydı, icat yaratmak ne derece doğruydu pazartesi cevabını alıverdim.

Hakan Savlı vakfı aramış ve idarecisi Fahrettin Erdoğan’a “Ben üçüncü yeniden değilim” demiş. Fahrettin de bana sormaz mı; nereden çıktı bu üçüncüsü diye…

Üçüncü veya değil belki ama değişik şiir anlayışında şairimiz… Şiir tadında şiirleri olan bir şair  Savlı. Lirik, romantik ve vurucu tonda sonlar. Çarpıcı dizeleri var:

İsveç’e kalkan o beyaz vapurları

akşamüstü saracak üçümüzün ipeği

bir prenses gelecek camların arkasından

menekşe kırılganı, laternalar dolusu

aşkımızdan, düşümüzden, masalımızdan

silinip gidecek bir gün, Sena… faşizm.

                                                                                       (sena’nın solucanı)

 

Yaşamı:

1965 Ankara doğumlu. İskenderun Demir Çelik Lisesi ve Samsun Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1989’da kanser genetiği doktorası yapmaya başladı. 1992 ve 1993’te öğrenimini Londra’da sürdürdü. 1994’te Çapa Tıp  Fakültesi Organ Nakli Ünitesi’nde çalıştı ve 1995’te Helsinki Üniversitesi Organ Nakli Araştırma ekibine katıldı. Halen Finlandiya’da ve Kocaeli Üniversite’sinde öğretim üyesi (profesör) olarak  moleküler yöntemlerle kanser genetiği araştırmaları yapıyor. 30 Nisan 2021 tarihinde koronovirüs üzerine yayın organlarına demeçte bulundu.

 

Eserleri:

1995’te yayımlanan ilk kitabı Unutulmuş Çocukluk Eskizleri’nin dosyasıyla 1994 Sabri Altınel Ödülü’nü, 1995 Cemal Süreya ödülünü aldı.

Köpükler (1996)

Sanşo Panza’nın Ölümü  (1998)

Go Dersleri (2000) (2001 Behçet Necatigil Şiir Ödülü)

Yalnızca Müzik İçin (2003)

Kırgın Karnaval (2020)

 

Kaynakça:

Köpükler. Hakan Savlı, Adam Yayınları, Ekim 1996, Birinci Basım, İstanbul, s.26-27.ve 33.

Not:

  • Günümüz Türk Edebiyatı literatüründe Üçüncü Yeni diye bir şiir akımı henüz bulunmamaktadır.
  • Sena’nın solucanı şiirinin dizeleri İki Masal İki Kent İki Arkadaş başlıklı şiirden alınmıştır. Hakan Savlı’nın Köpükler isimli şiir kitabı içindedir.

 

 

Hazırlayan: Serkan Yaman

 

 

 

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ana Fikir